Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Tarana Sümer (Tara Art), self-taught (öz-öğrenimli) bir çağdaş sanatçı olarak, eserlerinde duygu, içsel yolculuk ve bilinçaltı temalarını merkeze alan bir üretim pratiği sürdürmektedir. Ağırlıklı olarak akrilik ve karışık teknikler ile çalışan sanatçı, son yıllarda üretimlerini dijital sanat ve dijital fine art baskı alanına da taşıyarak, eserlerini sınırlı edisyon fine art baskılar olarak izleyiciyle buluşturmaktadır.
Eğitim hayatını Moskova’da İngilizce Öğretmenliği alanında tamamlayan Tarana Sümer, öğrencilik yıllarında au pair ve work and travel programlarıyla farklı ülkelerde yaşamış ve aktif bir uluslararası deneyim kazanmıştır. Aynı dönemde European Youth Portal projeleri kapsamında İngiltere ve İspanya’da çeşitli kültürel ve sosyal çalışmalarda yer almış; İngiltere’de Bradford University bünyesinde, Peace Jam Foundation programında ülkesini temsil eden gençler arasında bulunmuştur. Bu çok kültürlü yaşam deneyimi, sanatçının üretimlerinde görülen evrensel dilin ve duygusal derinliğin önemli kaynaklarından biridir.
Eserlerinde kadın figürü, doğa, lale, deniz ve içsel dönüşüm gibi temalar sembolik ve şiirsel bir anlatımla ele alınır. Sanat pratiğinin temelinde, insanın iç dünyası ile dış dünya arasındaki görünmez bağları araştırmak yer alır. Tarana Sümer için resim, yalnızca görsel bir ifade değil; aynı zamanda bir iyileşme, güçlenme ve kendini yeniden inşa etme alanıdır. Çalışmalarında sezgisel ve spontane bir üretim süreci benimser.
Sanatçı, dokusal yüzeyler, yumuşak renk geçişleri ve zaman zaman altın detaylarla zenginleşen kompozisyonlar üretir. Bu yaklaşım, eserlerine hem zamansız hem de masalsı bir atmosfer kazandırır. Lale, onun sanatında yeniden doğuşun, zarafetin ve içsel gücün simgesidir.
Tarana Sümer, uluslararası sanat platformlarında ve sergilerde yer almayı hedeflemekte; üretimlerine İstanbul’da devam etmektedir.
Sanatını “iç dünyadan dış dünyaya açılan sessiz ama derin bir yolculuk” olarak tanımlar.

Silent Depths – Beneath the Mind, izleyiciyi insanın iç dünyasının sessiz ve derin katmanlarına davet eden sezgisel bir yolculuktur. Eser, dış dünyanın gürültüsünden uzak, bilinç ile bilinçaltı arasındaki ince sınırda var olan bir anı temsil eder. Figür, suyun ve doğanın içinde erirken, aynı zamanda kendi içsel alanına doğru çekilmektedir.
Deniz, bu çalışmada yalnızca bir mekân değil; hafızanın, duyguların ve bastırılmış düşüncelerin metaforu olarak karşımıza çıkar. Balıklar ve organik formlar, zihnin akışkanlığını ve düşüncelerin kontrolsüz ama doğal hareketini simgeler. Figürün kapalı gözleri, dış dünyadan kopuşu ve içsel sessizliğe yönelişi anlatır.
Bu eser, izleyiciyi yavaşlamaya, dinlemeye ve kendi iç sesine kulak vermeye davet eder. “Silent Depths – Beneath the Mind”, kelimelerden çok hislerle konuşan, huzur ve derinlik arasında salınan bir içsel manzara olarak var olur.

tarana bashirova

Leave a comment

sanatta 1 1

Güncellemeler için üye olun!